Purchase CD
Resmi Web Sitesi
İDİL BİRET ARŞİVİ
Türkçe | English | Deutsch | Français
  • Basın Bülteni
  • İlke Boran ile söyleşi
    İdil Biret Beethoven Kayıtlarını Yepyeni bir Marka Altında Yayınlıyor: İdil Biret Archive

    Dr. İlke Boran
    Milliyet Sanat, Aralık 2008

    İlk profesyonel stüdyo kaydını 16 yaşındayken gerçekleştiren İdil Biret, kariyeri boyunca, repertuarındaki tüm yapıtları kaydetmeyi misyon haline getirmiş bir piyanist. Şimdi ise, 19 CD'den oluşan Beethoven edisyonunun yayınlanması için son hazırlıklar yapılıyor. Bu 19 CD içerisinde, Beethoven'in 32 Piyano Sonatı, 5 Piyano Konçertosu ve 9 Senfonisinin Franz Liszt tarafından yapılan piyano transkripsiyonları yer alıyor. Edisyonun ilk 4 CD'si Aralık 2008'de satışa çıkıyor. Şubat 2009'dan itibaren, her iki ayda bir, setin kalanı sırasıyla yayınlanacak. Bu edisyonun en önemli özelliklerinden biri, tüm CD'lerin "İdil Biret Archive" (İBA) adlı Marka altında yayınlanacak olması. İdil Biret Archive markası altında, daha önce başka firmalarca yayınlanmış olan Biret kayıtlarının, aynı marka altında toplanarak, bütün olarak yayınlanması hedefleniyor. "Dünya dağıtımının Naxos firmasının üstlendiği İdil Biret Archive markasının oluşturulması benim için bir hayalin gerçekleşmesidir" diyen İdil Biret ile Beethoven kayıtları, İBA ve müzik üzerine sohbet ettik.

    İlke Boran: Bestecilerin yapıtlarını komple edisyon olarak kaydetme fikri kariyerinizde ilk olarak ne zaman ortaya çıktı?

    İdil Biret: Aslında ilk olarak bu teklifi Naxos firması yaptı. Naxos'un kurucusu Klaus Heymann 1988 ya da 89'da benimle irtibata geçti ve Chopin, Brahms ve Rachmaninov'un komple eserlerini kaydetmemi istedi. Alabileceğim en iyi tekliflerden biriydi bu ve hemen kabul etim, kayıtlara başladım. Her ay bir Chopin kaydı tamamlıyordum. Arada Brahms'lar da çıktı, çünkü onları çocukluğumdan beri çaldığım için hepsi zaten hazırdı. Bu şekilde komple eser kayıtları başlamış oldu.

    Aralık'ta çıkacak olan Beethoven edisyonunun kayıt sürecinden bahseder misiniz?

    1993-94 yıllarında yapılmış bazı Beethoven kayıtları vardı elimizde. Sonrasında, zaman içerisinde bütün Beethoven'leri kaydettim. Bütün kayıtların aynı mekânda yapılmasını isterdim fakat farklı zamanlarda ve mekânlarda olmak durumunda oldu. Mesela Beethoven Senfonileri'nin Liszt transkripsiyonlarının kaydedildiği Chaumont-Gistoux'daki kilise çok iyi bir mekândı. Bütün kayıtları orada yapmayı çok isterdim. Fakat bir ara, biz kayıtları yaparken kiliseyi kullanmaya başladılar ve ancak geceleri çalışabilir olduk. Sonra rahip değişti ve geceleri de kullanılmasını istemedi. Bu nedenle kayıtlar için başka bir kiliseye geçtik fakat ses kalitesi ve akustik diğeri kadar güzel değildi bence. Aslında bugün artık son derece kuru bir salonda yapılmış kayda bile yankı ekleyip yumuşatabiliyorlar ama yine de doğal yankı her zaman daha iyidir. Fakat yazık ki her zaman güzel akustik ortamı bulmak mümkün değil. Sonuçta, bu kayıtlar uzun süre zarfları içerisinde yapıldı.

    Bir yapıtı yeniden yorumlarken yoruma bağlı ne tür değişimler gerçekleşiyor?

    Yepyeni şeyler keşfediyor insan. Bazen yorumda tempo değişiklikleri olabiliyor. Bazen nefesi doğru kullanmadığınızı fark ediyorsunuz. O zaman bakıyorsunuz ölü bir yorum olmuş. Sonra detaylara bakıyorsunuz, bazı detaylarda örneğin yapısal olarak önemli olan bir melodik hattın yeterince ortaya çıkmadığını görüyorsunuz. Fakat sonuçta, benim her zaman düşündüğüm şudur: yorum sonuçta bir fotoğraftır, belli bir dönemde yaptığınız yorum, o zaman nasıl düşünüyorsanız ve görünüyorsanız onu yansıtır. Seneler içinde yorumunuz da değişir. Önemli olan "bu kesin böyledir" gibi kati düşünmemektir. Yorum, belli bir zamanın, bir günün, bir haftanın düşüncesidir aslında.

    Kendi kaydınızı dinlerken nasıl bakıyorsunuz yoruma?

    Korkunç eleştirel bir kulakla dinlerim. Bütününü de dinlerim fakat detaylara iner en ufak defoyu bulmaya çalışırım. Örneğin bir akorda dört nota varsa, üçüncü nota biraz zayıf tınlıyorsa yeniden kaydetmek isterim. Montaj sırasında "şurada bir hata olmuş" değil de "şurası yeteri kadar duyulmamış" gibi konulara yöneliyoruz. Tabii kayda girmeden önce son derece iyi hazırlanmak, yoruma dair herşeyi düşünmüş olmak gerekiyor. Bütünlüğü iyi kavramak da çok önemli. Bir yapıtı yaklaşık 15 kez kaydederim ve bu kayıtları dinleyerek her birinden seçmeler yaparım. Şuna çok dikkat etmek gerekiyor: kaydı yaptıktan hemen sonra "bu çok iyi" deyip karar vermek çok yanlış. O heyecanla insan yanlış karar verebiliyor. Kaydı, ancak birkaç gün geçtikten sonra, eleştirel kulakla dinlemek gerekiyor.

    Beethoven yorumlamanın ayrıcalığı nedir sizce?

    Bakıyorum nedense çoğu insan Beethoven yorumlamaktan çekiniyor. Kendilerini bir dağın önünde hissediyorlar. Hâlbuki korkmamak lazım. Beethoven son derece çeşitli ve hayal gücü son derece zengin bir besteci. Özellikle Sonatlarda görüyoruz bu zenginliği, her biri başka. Beethoven'in ilk sonatları ile son sonatlarını aynı şekilde çalamazsınız. Bir de tabii Beethoven'ın kendine has bir ağırlığı vardır. Kollarda sanki 500gr fazladan ağırlık varmış gibi, daha masif bir tonla ve genel hattın büyüklüğüne dikkat ederek çalmak gerekiyor. Benim şöyle bir şansım oldu: 7 yaşımda Paris'e gittiğim zaman, Beethoven'ın 32 Sonat'ının tamamını Wilhelm Kempff'in yorumundan dinledim konserde. Daha sonra da üç-dört defa daha dinledim Kempff'ten ve başka piyanistlerden. Daha o yaşta kafamda bir Beethoven yorumu oluştu. 7 yaşımdan beri de bu sonatlarla yaşıyorum. Bir Beethoven sesinin kulağınızda oluşması lazım, bu çok önemli. Eski kayıtları, Kempff'in Schnabel'in yorumlarını dinlediğiniz zaman da görüyorsunuz ki hepsinde bir dolgunluk var ses bakımından ve birbirinden çok da farklı değil. Tabii ki çok sıra dışı şeyler de yapılabilir ama gerek var mı? Zaten müzik yeteri kadar yenilik içeriyor.

    Beethoven Konçerto'larının kayıtları nasıl gerçekleşti?

    Konçertolar Şef Antoni Wit yönetiminde Bilkent orkestrası eşliğinde Ankara'da kaydedildi. Hepsi aynı dönemde aynı mekânda hatta aynı akortçuyla kaydedildi. Nispeten kısa bir zamanda yapıldı kayıtlar. Tabii 15 gün boyunca müthiş bir konsantrasyon ve herşeyi düşünmek gerekiyor. Orkestrayla çalarken hatayı solist olarak sizin yapmamanız lazım. Sizden kaynaklanan bir konudan dolayı orkestra bir pasajı beş-altı defa tekrarladığı takdirde gerginlik oluşur, bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Kayıt tekrarlarında da tempo hiç şaşmamalı aksi takdirde montaj yapmak imkânsız hale gelir. Kayıtlar sırasında ben piyano partimden sorumluydum, Antoni Wit de orkestra partisinden. Ben arada orkestrada duyduğum bazı pürüzleri not ediyordum. Çizmeyi fazla aşmadan tabii. (gülüyor)

    Beethoven Senfonileri'nin Liszt tarafından yapılan piyano uyarlamalarının önemi nedir? CD kitapçığı için yazdığınız yazıda "bir yapıtı piyano için düşünülmüş gibi uyarlamak önemlidir" diyorsunuz. Bu konuyu biraz açabilir miyiz?

    Bir uyarlamada, en önemlisi yapıtın piyano için yazılmış gibi tınlamasıdır ve saydamlık çok önemli: her şeyin duyulması lazım. Liszt'in uyarlamaları o kadar güzel yapılmış ki sanki Beethoven'in Hammerklavier Sonatı'nın devamı gibidir. Fakat uyarlamalarda dikkat edilmesi gereken piyanonun sunduğu olanakların dışına fazla çıkmamaktır, çünkü o zaman zaaflar da ortaya çıkıyor. Uyarlamada tını önem kazanıyor. 9. Senfoni bu bakımdan problemlidir. Koroyu mümkün olduğu kadar yuvarlak sesler elde ederek yorumlamak gerek piyanoda. Liszt bu uyarlamaları son derece ustaca yapmış, hiçbir şeyi abartmamıştır. Liszt'in transkripsiyonlarını Beethoven görmüş olsaydı herhalde "şaheser" diyecekti.

    Çok önemli bir atılım olan 'İdil Biret Archive'in ambleminin hoş bir hikâyesi var, anlatır mısınız?

    Tabii, amblemde kullanılan melek resmi Albrecht Dürer'in bir gravürüdür. Resmi Nadia Boulanger bir yılbaşında bana yollamıştı. Altına da çok güzel bir şey yazmıştı: "Bu güç yolda bu melek seni korusun". Benim için çok önemlidir. Wilhelm Kempff de bana gönderdiği mektuplarından birinde "bir koruyucu melek nasıl olsa sana çıkacak" yazmıştı. Tabii o kendisini kastediyordu orada. Demek ki koruyucu meleğin benim için özel bir anlamı var. Bunu düşünerek amblemde kullanılmak üzere bu resmi seçtik. 1959 yılında Nadia Boulanger'nin İdil Biret'e gönderdiği kartta şu sözler yazıyordu: "Küçük İdil'ime, kendisini adadığı bu olağanüstü ve tehlikeli yolda bu melek onu korusun. Tüm kalbimle." N.B. Hiç kuşku yok ki, artık İdil Biret Archive'ın amblemini süsleyen bu koruyucu melek İdil Biret'e daha nice kayıtlar ve konserler için sonsuz ilham vermeye devam ediyor.

    Released
    Next releases January
    Copyright © 2010 Idil Biret | Contact | www.idilbiret.eu